
Sektörde yeterince uzun süre yaşadığınızda, teknoloji dünyasının belirli döngülerden ibaret olduğunu daha net görmeye
başlıyorsunuz. QBasic ile ekrana ilk “input”u yazdırdığım günlerden, bugün dağıtık sistemlerde veri bütünlüğünü
kovaladığımız günlere kadar değişmeyen tek bir tartışma var: “Gerçek yazılımcılık nedir?”
Zamanında Assembly bilmeyene yazılımcı denmezdi. Sonra C geldi, “işletim sistemine hükmetmiyorsan yazılımcı değilsin”
dendi. IDE’ler gelişip kod tamamlama (IntelliSense) hayatımıza girdiğinde, “bu tembellik” diyenler oldu.
Bugün ise namlunun ucunda Yapay Zeka (AI) ve VibeCoding (hissederek/akışta kodlama) kavramları var. Birçok ”
oldschool”
meslektaşımın, bu araçlara karşı defansif bir tutum sergilediğini görüyorum. “Yasaklansın”, “Gerçek kodlama bu değil”
nidaları yükseliyor.
Ancak bu defansif tutum, yaklaşmakta olan tsunamiyi durdurmaya yetmeyecek.
Burada çok ince ama hayati bir çizgi var. VibeCoding teknolojisi şu an ne kadar başarılı olsa da, bir
“sihirli değnek” değildir.
Özellikle karmaşık, çok katmanlı ve iç içe geçmiş mimarilerde; Senior developerların o anı kurtarmak ya da sistemi
optimize etmek için başvurduğu “hacky” yöntemleri, AI henüz tek başına kusursuz şekilde kotaramıyor.
Hiç kodlama bilmeyen veya mühendislik altyapısı zayıf olan kişilerin, “AI ile her şeyi yaparım” diyerek yola çıkması
büyük bir yanılgı. Evet, basit bir arayüzü çıkarabilirler ama işin içine veri bütünlüğü, ölçeklenebilirlik ve güvenlik
girdiğinde; ellerine yüzlerine bulaştırmaları, “çalışan ama kaputun altı patlamaya hazır” sistemler üretmeleri çok
olası.
Yazar notu: Ben bıgün itibari ile yorumluyorum bu yazıyı yayına alana kadar çok iyi eğitilmiş agentlar ve modeller çıkıp bu paragrafı komple geçersiz kılabilir.
VibeCoding, işten anlamayanı bir anda usta yapmaz. Aksine, bu araçlar “işten anlayan”, altyapısı sağlam olan
developerlar için devasa bir güç çarpanıdır. Eğer mimariyi biliyorsanız, AI sizin en iyi asistanınız olur.
Bilmiyorsanız, duvara daha hızlı çarpmanızı sağlar.
Antik kentleri gezmeyi severim. O devasa tapınaklara, sütunlara baktığımda hep şunu düşünürüm: O dönemde insanların
sahip olduğu en büyük zenginliğin “zaman” olduğunu çok net söyleyebiliriz.
Tarihin en büyük savaşlarından biri olan Kadeş Savaşı’na katılan toplam asker sayısı yaklaşık 50.000 civarındaydı. Bugün
İstanbul’da sıradan bir derbi maçında stadyumu dolduran insan sayısı bundan fazla. Nüfus bu kadar azken, rekabet bugünkü
kadar vahşi değildi. İnsanlar kas gücüyle, yıllar süren sabırla, ince ince taş işleyerek o eserleri ortaya koyabildiler.
Ama bugün? Bugün nüfus milyarlarca, rekabet ise acımasız. Fikrinizi üretime dökmediğiniz, ertelediğiniz her dakika, dünyanın başka bir yerinde bir başkası aynı fikri hayata geçiriyor olabilir.
Antik çağın o “bol zamanı” artık yok. Bugün sahip olduğumuz en kıt kaynak zaman.
Gözleri bozuk birinin gözlük takması hile midir? Yoksa o kişinin potansiyelini ortaya çıkaran bir araç mıdır?
Daha mekanik bir örnek vereyim: Hidrolik direksiyon. Eskiden kamyon sürmek kas gücü gerektirirdi. Hidrolik direksiyon geldiğinde şoförlük ölmedi; sadece “kas gücü” gerekliliği azaldı. Ama direksiyonu yumuşatmak, ehliyeti olmayan birinin o tırı dağ yolunda sürebileceği anlamına gelmiyor.
Bugün AI ve VibeCoding, bizim hidrolik direksiyonumuzdur. Usta şoförü daha az yorar, acemiyi ise yoldan çıkarabilir.
Bu yazıyı “Yapay Zeka en iyi dostunuzdur, ona güvenin” romantizmi yapmak için kaleme almadım.
Gerçek şu ki; AI sizin dostunuz olmayabilir. Hatta sizi konfor alanınızdan eden, işinizi elinizden almaya aday soğuk bir rakip de olabilir.
Ama şunu net olarak biliyorum: AI düşmanınız değil. O sadece orada duran bir güç.
Tüm süreçlerinizi tamamen AI’ya devredip otomatize etmek de bir tercihtir; benim yönettiğim organizasyonda kurguladığım gibi onu “development çemberi” içerisinde sadece bir istasyon, bir hızlandırıcı araç olarak kullanmak da.
Benim tavsiyem; düşmanlık ederek vakit kaybetmeyin. Onu nasıl kullanacağınız, direksiyonu nereye kıracağınız tamamen sizin bileceğiniz iş. Ama unutmayın, o araç garajda duruyor ve rakipleriniz kontağı çoktan çevirdi.
Meraklısına; yazının ingilizce versiyonuna bu linkten ulaşabilirsiniz.
Görseller üretilirken Nano Banana Pro Kullanılmıştır.